Saygıdeğer okurlarım (Beni şu an kimsenin okumadığını bilerek..) bu yazımda sizlerle geçtiğimiz sene çıkmış ve en çok beğendiğim filmleri paylaşmak istiyorum. Lafı fazla uzatmadan listemize sondan başa doğru bir giriş yapalım.

10- Cinayet Süsü

cinayet-susu

Yönetmen: Ali Atay

Listemize bir Türk filmiyle başlıyoruz. İlk söyleyeceğim Ali Atay’ın muazzam biri olduğu. Hem oyuncu hem yönetmen hem müzisyen… Harika bir adam gerçekten. Kendini Ölümlü Dünya filmiyle yönetmenlikte kanıtladı şimdi de Cinayet Süsü’nün başında izliyoruz. Eğlence seviyesinin Ölümlü Dünya’dan eksik olmadığı bir film kesinlikle izlenmeye değer.

9- Little Women

little-women

Yönetmen: Greta Gerwig

Yalnız başına kendi ayakları üstünde durmaya çalışan kız kardeşlerin hikayesini izlediğimiz bu film, bulunduğu dönemi farklı bir bakış açısıyla ele alırken toplumsal da birçok çıkarımlar yapıp izleyiciye sunmuş. Greta Gerwig müthiş sanatsal bir iş koymuş ortaya kesinlikle bakılması gereken bir film.

8- Jojo Rabbit

jojo-rabbit

Yönetmen: Taika Waititi

Nazi filmleri herkesin malumudur. Genellikle dram içerir ve o dönemki yaşanan vahşeti tüm çıplaklığıyla ortaya koyar. Ancak bu film diğer filmlere göre farklı bir pencereden anlatmış o zamanları. Komedi ve hiciv öğelerini barındıran bir film olmuş Jojo Rabbit. İzlerken oldukça keyif alacağınız ve sonunda da güzel duygularla ayrılacağınızı düşünüyorum.

7- 1917

1917

Yönetmen: Sam Mendes

Klişe ve çok da yoğun olmayan bir senaryoyu, iki saat boyunca yüksek gerilimde ve muhteşem bir savaş atmosferi içinde anlatan bir film olmuş. Sam Mendes kullandığı one shot tekniğiyle adeta seyirciyi savaşın içindeymiş gibi hissettirmeyi de başarmış.Dramın da sonlarda arttığı film, çoğu savaş filminin anlattığı o anki insan psikolojisini, kardeşliği ve hayatta kalma duygusunu da oldukça sergilemiş.

6- The Art of Racing in the Rain

the-art-of-racing-in-the-rain

Yönetmen: Simon Curtis

Köpekler de hisseder hem de en derinden… Bir köpeğin ve sahibinin hayat hikayesinin anlatıldığı The Art of Racing in the Rain oldukça güzel duyguları içinde barındırıyor. İnsan olma hayali kuran köpeğimiz ailenin tüm inişli çıkışlı anlarına tanıklık ediyor aktif roller oynuyor. Bir köpeğin kocaman bir kalbi olduğunu ve sadık oluşunun ölene kadar devam ettiğini izlettiriyor bize film. Hayvan sevgisi olanların kesinlikle incelemesi gerek.

5- Ford v Ferrari

ford-v-ferrari

Yönetmen: James Mangold

Temelinde güven ve arkadaşlığın öneminin anlatıldığı gerçek hayattan alınan bu film tutkusu itibariyle bana Rush filmini hatırlattı. Cast seçimi muazzam. Christian Bale ben oyuncuyum diye bağırıyor adeta.Sonlara doğru duygusallaşan film kesinlikle tavsiye edilir.

4- Marriage story

marriage-story

Yönetmen: Noah Baumbach

Bende özel bir anlamı bulunan bir film Marriage Story. Bir boşanma hikayesini ve parçalanmayı konu alan Marrige Story’de Adam Driver ve Scarlett Johansson’ın muazzam oyunculuklarını izliyoruz. Konu itibariyle kısıtlı ve diğer karakterlerin çok işlenemediği bir film olsa da oldukça iyi duygular barındıran ve bunu seyirciye hissettirebilen bir film.

3- Joker

JOKER

Yönetmen: Todd Phillips

Joaquin Phoenix şöleni izliyoruz adeta. Oyuncuğulunun zirve noktası. Kendisini oyuncu olarak çok özel bir yere koyuyorum. Bu filmi de bu sıraya yerleştiren yegane unsur zaten kendisi. Joker karakterinin çizgi romanla paralel olmasa da psikolojik evrimini anlatan bu filmde J.Phoenix mental anlamda hasta birini o kadar iyi canlandırmış ki karakterle empati kurmak onu anlamaya çalışmak istiyor insan izlerken. J. Phoenix’in çok önceden hak ettiği halde alamadığı oscar ödülünü de bu filmle aldığını hatırlatalım.

2- The Irishman

the-irishman

Yönetmen: Martin Scorsese

Robert De Niro, Joe Pesci ve Al Pacino gibi efsanelerin buluştuğu usta yönetmen M. Scorsese’nin ellerinden çıkmış belki de son mafya filmi. Süre olarak uzun olduğu için eleştirilse de izlerken kendinizi o dönemde buluyor, Frank’in yerine koyup empati yapıyor ve bir hayat hikayesinin yükseliş ve çıkışlarını en çıplak haliyle izliyoruz.

1- Parasite

parasite

Yönetmen: Bong Joon-ho

Zengin bir ailenin tüm gereksinimlerini birbirinden habersiz gibi gözüken ancak son derece güzel kurgulanmış bir aile karşılayabilir mi? Parasite uzak doğu sinemasının bize sunduğu nadide filmlerden. Geçtiğimiz sene en iyi film, yabancı film ve yönetmen oscarlarını alarak tarihi bir başarıya imza attı. Film hakkında çok daha detaylı bir yazı yazılması gerek kesinlikle ama şunu söyleyebilirim. İzlemediyseniz çok şey kaçırdınız demektir.